Stanford uzmanlarından ezber bozan rapor: Protein hakkında doğru bilinen 5 yanlış
Stanford Medicine uzmanları: "Proteini işlenmiş ürünlerden veya sadece hayvansal kaynaklardan değil; baklagiller, tam tahıllar ve sebzeler gibi lifli ve besleyici gıdalarla dengeli bir şekilde almak önemli."

Son yıllarda market raflarından sosyal medya akışlarına kadar birçok yerde karşımıza çıkan “yüksek protein” çılgınlığı, bilim dünyasının merceği altında.
Stanford Medicine uzmanları, protein tüketimi hakkında modern bir “şehir efsanesine” dönüşen bu yanlış algıları masaya yatırdı.
Araştırmacılara göre, proteini bir “mucize iksir” gibi görmek, aslında sağlığımız için hayati olan diğer besin öğelerini ihmal etmemize neden oluyor.
İşte uzmanların protein hakkında düzeltilmesi gerektiğini belirttiği 5 yaygın yanlış:
1. Çoğu İnsan Zaten Yeterli Protein Alıyor
Sosyal medyadaki “protein-maxxing” (her şeye protein ekleme) akımının aksine, çoğu yetişkin günlük ihtiyacını halihazırda karşılıyor. ABD verilerine göre erkekler günde ortalama 90-100 gram, kadınlar ise 65-75 gram protein tüketiyor ki bu rakamlar güncel tavsiyeleri karşılıyor.
2. Kas Kaybını Durduran Şey Sadece Protein Değildir
Özellikle 40 yaş üstü ve kilo verme sürecindeki bireyler için protein önemli olsa da kas kütlesini koruyan asıl faktör direnç (ağırlık) eğitimi olarak karşımıza çıkıyor. Uzmanlar, egzersizi “pastanın kendisi”, proteini ise üzerindeki “ince bir krema tabakası” olarak tanımlıyor; yani spor yapmadan sadece protein yiyerek kas korunamaz.
3. “Düşük Protein” Diye Bir Şey Yoktur
Bitkisel proteinlerin “düşük” olduğu ve nitelikli protein olması için belirli gıdalarla eşleştirilmesi gerektiği fikri bir mittir. Bitkisel kaynaklar da tüm temel amino asitleri içerir. Dengeli beslenen bir kişinin gün boyu aldığı farklı bitkisel kaynaklar, vücudun ihtiyacı olan amino asit havuzunu rahatlıkla dolduruyor.
4. “Protein Takıntısı” Lif Eksikliğine Yol Açabilir
Sadece ete ve protein barlarına odaklanmak, vücut için kritik olan lif, antioksidan ve fitokimyasalların ihmal edilmesine neden oluyor. Toplumun büyük bir çoğunluğu protein ihtiyacını karşılarken, sadece %5’i aynı zamanda günlük lif ihtiyacını karşılayabiliyor. Bu durum kalp sağlığı ve sindirim sistemi için risk oluşturuyor.
5. Zamanlama Sandığınız Kadar Kritik Değil
Proteini her öğüne eşit dağıtmak veya antrenmandan hemen sonraki o dar “anabolik pencerede” tüketmek zorunda değilsiniz. Vücudun proteini sentezleme ve kas onarımı yapma süreci yaklaşık 24 saat boyunca devam ediyor. Gün içine yayılan düzenli öğünler çoğu sağlıklı birey için yeterlidir.
Sonuç olarak protein, temel bir besin öğesi olmasına karşın mucizevi bir çözüm değil. Uzmanlara göre sağlıklı beslenmek, proteini işlenmiş ürünlerden veya sadece hayvansal kaynaklardan değil; baklagiller, tam tahıllar ve sebzeler gibi lifli ve besleyici gıdalarla dengeli bir şekilde almaktan geçiyor.
(GazeteVar Dış Haberler)



