EkonomiKöşe YazılarıManşet

Son kale

Yüksek faiz devam ederken artık indirim döngüsüne girildi. Ne kaldı? Stabil kur! Dün o son kalan kale de yıkıldı mı? Yıkıldı!

Adalet bazen karmaşık bir kavram. Yüzyıllardır da tartışılıyor.

Son dönemde adil bir ortamda yaşadığımı hissetmiyorum. Bu ülkeyi seven bir çok vatandaş da aynı hissiyata sahip. Dosta korku veren bir dönem değil mi?

Sokrates, Simonides, Thrasymakhos da adaleti tartışmış zamanında.

Adalet nedir?

Simonides, “herkese hak ettiğinin verilmesi” olarak tanımlar.

Sokrates “dostlara iyilik, düşmana kötülük” olarak tanımı genişletir.

Fakat, üzerinde düşünmeye devam etmektedir; bu düşünce geçerli olamaz çünkü insan dost ve düşman ayrımını her zaman doğru yapamamaktadır. Thrasymakhos girer devreye; “Kanun koyucunun isteklerine uygun davranmaktır” der.

Sokrates der ki “Kime göre uygun? Uygunluk konusunda fikir birliğine varılabilir mi? Uygunluğa karar veren kanun koyucular acaba bireysel çıkarlarına göre mi yoksa adalet adına mı eylemde bulunuyor?”

İşte bu son sorular aklımı kurcalıyor. Son dönemde ülkemizde yaşadığımız çalkantılar, ülkemizin iyiliği için mi yaşanıyor gerçekten? Seçilmişlerin tek tek şafak vakti gözaltıları adalet kavramına uygun mu mesela? Yoksa, bireysel çıkarlar için mi bu olanlar?

Thrasymakhos’un “kanun koyucuların isteklerine uygun davranmak” önermesini düşünüyorum şimdi de; kanun koyucu, halkın herşeye sessiz kalmamızı isterken, muhalefet gözümüzün önünde yok edilirken acaba, adalet tanımına gerçekten uyuyor mu bu önerme?

Kanun koyucunun isteği halkı susturup, demokrasiye darbe vururken, ekonomiye de vuruyorsa?
Dün olanlara dönelim; seçilmiş Belediye Başkanları şafak vakti evinden alındı. Sosyal medya ve iletişim aplikasyonları yavaşlatıldı. Bu neye sebep oldu peki? Panik!

VERGİ GELİRLERİ ARTACAĞINA DÜŞÜYOR

Ekonomi yönetiminin 2 seneye yakındır uyguladığı politikalar nelerdi? Kur stabil olacak, faiz yüksek olacak, vergiler artarak gelir de artacak.

Son bütçe gerçekleşmelerinde ne gördük? Vergi gelirleri artacağına düşüyor. Çünkü, enflasyon muhasebesi ve yavaşlayan ekonomi gelirleri düşürdü. Yüksek faiz devam ederken artık indirim döngüsüne girildi. Ne kaldı? Stabil kur! Dün o son kalan kale de yıkıldı mı? Yıkıldı!

Şimdi, 2 senede zar zor bir kısım ikna edilmiş yerli, yüzlerce defa seyahatle ikna edilmiş yabancı bir daha nasıl inanacak kurun stabilitesine?

Tek bir hareketle atak olabildiğini, Merkez’in eli kolu bağlı, limit beklediğini gördük.

Her aksiyonun bir bedeli var. Tüsiad’dan sonra dün olanlar da bu bedeli bize yaşatacak.

Dünkü kur atağı ile, yabancı ve çok uluslu yerli şirketler Carry pozisyonunu, lezzetli bir karla kapatırken, tahvil ve hisselere de satışlarını yaptılar gidiyorlar. Off shore piyasada faizler %176’lara vururken, bize eski günleri hatırlatmadı mı?

Bu hatıralar canlanırken, rezervler ne olacak? Portföy girişleri dururken, yavaşça USD talebi başlayacak. Merkez döviz pozisyonunda artışları görmek artık zor. Peki, yeni çalkantılar karşımıza çıkarsa? Rezerv erimesi, rezerv eridikçe Dolar talebi derken, bir süre idare edecek Merkez.

Sonra, ver elini tekrar swap limitleri.

Peki, bu olanlar enflasyon beklentilerini bozmayacak mı? Kur volatilitesi arttıkça, enflasyona yansımayacak mı? Kuvvetle muhtemel yansıyacak

Pek, tam toparlanma aşamasındayken, biz bunu neden yaptık?

ABD tarafından yalnız bırakılmış AB, travma ile paketler geçirmeye başladı. Daha dün Almanya 500 Milyar Euro altyapı ve 150 Milyar Euro savunma paketi geçirdi. Zaman içerisinde 1 trilyon Euro’’ya kadar artacak harcamalar.

Savunma paketinden bize talep gelmesi için şart, Brüksel’de savunma paktını imzalamamız. Ama, altyapı yatırımında bir şart yok. Coğrafyanın en güçlü ülkelerinden biri olmamız dolayısıyla AB bizi yanına çekmek ve kaybetmek istemeyecektir. Paktı da bu yüzden imzalamamız isteniyor aslında.

İhracatımıza olumlu edecek etki yadsınamaz.

Hah, iste tam da buna güveniyor gibiyiz.

Dün gerçekleşenlere AB’den gelen cılız tepkiyi fark ettiniz mi?

Çıkarlar söz konusu olduğunda, adalet hak getire.

İşte, bu noktada Sokrates ne kadar doğru sorular sormuş değil mi?

Uygunluğa karar verenler acaba bireysel çıkarlarına göre mi, yoksa adalet adına mı eylemde bulunuyor?

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Search