EkonomiKöşe YazılarıManşet

Keskin bıçak

Büyük bir sıkışmışlık hâline geldi, tekrar. Faiz şu an son 20 yılın en yüksek seviyesinde. Finansman maliyetleri yıllık ortalaması, masraflar hariç, %60 üzerinde.

“Kendimden kaçak

Yarim keskin bıçak

Nerde bende o yürek

Yardan cayacak

Hep köşe bucak”

Sezen Aksu’nun, “Keskin Bıçak” eserinin nakaratı takıldı ağzıma…

Nereden takıldı derseniz;

Son günlerde ekonomi yönetiminin sıkışmışlığı hepimizin dilinde.

https://x.com/iriscibre/status/1919836729311383978

https://x.com/iriscibre/status/1910232121072820633

Nedir bu sıkışmışlık?

Gelişmekte olan bir ülkeyiz.

Fakat, erken sanayisizleşme emarelerimiz çok kuvvetli. Sanayinin GSYH payı %20. Hizmetlerle dönüyoruz. Ama hizmet dediysem, bilgisayar üretip sonra sattığımız için değil. Perakende, lojistik, lokantacılık falan.

Bu yüzden ülkemizde sürekli kur ve faizin seviyesi tartışılır.

Ödümüz kopar ihracatımızın düşmesinden, çünkü döviz ihtiyacımız hep yüksektir.

19 Mart öncesi, faiz indirimleri, geç kalınmış olsa da başlamış, ekonomik aktiviteye de can vermişti. Tarife krizi yabancı çıkışlarını tetiklemişti.

Vatandaş da, bu yıl TL getirisi dövizinkine yakınsar, bulunsun diye DTH artırıyordu. Ama, durum rahatsızlık verecek boyutta değildi. AB altyapı paketi falan derken, aramalı ithalatı artmış, PMI lar yükselmeye başlamış, borsa ralliye kalkmıştı.

19 Mart sonrası zaten ekonomide olanları hepimiz biliyoruz.

Sonucu ise büyük bir sıkışmışlık haline geldi, tekrar…

Faiz şu an son 20 yılın en yüksek seviyesinde.

Finansman maliyetleri yıllık ortalaması, masraflar hariç, %60 üzerinde.

Şirketlerin giderlerinin büyük kısmı finansman maliyeti haline geldi. Birçoğu bu yüzden zarar ediyor ve bunu yıl içinde gelen bilançolarda daha net göreceğiz. Önemli 3 şirketimizin kredi notu indirildi. İşçi çıkarma haberleri gırla.

Peki, o zaman faiz indirelim?

Olmaz!

Neden?

Vatandaş dolar alır, yabancı getirisi düştüğü için kaçar.

Son 1 yılda ek olarak 28 milyar dolarlık faiz getirisi elde etti yerli yabancı.

İyi de, TL nin, yavaşlasa da, reel değerlendiği ortamda, yarın bu faiz getirisi ile alabileceğim USD miktarı artıyor. Her gün yeni bir politik riske uyandığımız güzel ülkemde, son 1 yılda eski talebe ek olarak tam 28 milyar dolarlık faiz getirisi elde ettik, yerli yabancı.

Ne yapacağız o zaman?

İndirsek dolar alırlar, pas geçsek arzın üzerinden geçiyoruz, yavaş yavaş.

Hep uçlarda yaşıyoruz;

Ya derin negatif faiz ya yüksek reel faiz. Alıştık biz de kolay kazanca, kabul edelim.

Negatif faizde, iş adamı yatırım yapmaz, kredi çeker, döviz alır.

Yüksek faizde yatırım yapmaz, Döviz kredisi çeker Carry trade yapar.

Eh, ekonomik olarak zaten mükemmel ortam. Politik olarak güven kaybı da eklenince, empati de yapıyoruz, heyhat… 

Öbür taraftan, hükümetler hep bu ortamlara çanak tutar. “Yapın kardeşim, ancak böyle sistem yürüyor.”

Sonra sanayi üretimi, perakende satışları arasındaki timsah ağzı daha da açılıyor. Tüketiyoruz ama üretmiyoruz.

İşte, tam o sırada ben de şarkımı söylüyorum;

“Kendimden kaçak

Yarim keskin bıçak

Nerde bende o yürek

Yardan cayacak

Hep köşe bucak”

Kalıcı çözüm önerileri zaten malum. Tekrar etmeye gerek yok. 

Ama, kısa vadede yapılacak şey şu;

Merkez Bankası çıkacak, diyecek ki, 

“Benim kur politikam şu, ben buradayım, dövizden para kazanmanıza izin vermeyeceğim. Ama, arzı da yerine koyamayacak seviyeye getirmeye de niyetim yok. Enflasyon zaten düşüyor.

Bu boyutta reel faizle her geçen gün size daha fazla döviz alma imkânı da tanımayacağım.

Bu faiz, kademeli olarak inecek.”

Yoksa, o demoklesin kılıcı, tepesinde sallanırken, kafasını eğip durmaya devam edecek.

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Search