Halk TV ‘bilirkişi’ davasında Suat Toktaş tahliye oldu, tüm gazeteciler beraat ederken savcılıktan itiraz geldi
Halk TV hakkında açılan "bilirkişi" davasında tüm sanıklar beraat etti. Savcılık ise kısa bir süre sonra açıklama yaparak davanın kararının istinaf edileceğini açıkladı.

Halk TV hakkında açılan “bilirkişi” davasının ilk duruşması Çağlayan Adliyesi 54. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü.
Saat 09.40’ta başlayan duruşmaya Halk TV program müdürü Kürşad Oğuz, programcı Seda Selek, Barış Pehlivan ve sorumlu müdür Serhan Asker ile avukatları katıldı.
GAZETECİLER BERAAT ETTİ
15.30’da ise 5 gazeteciye beraat kararı çıktı.
Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş’a ise 34 gün sonra tahliye kararı çıktı.
SAVCILIK KARARI İSTİNAFA GÖTÜRECEK
Bu kararın ardından Savcılıktan yapılan açıklamada ise şu ifadeler kullanıldı:
“Kamuoyunda bilirkişi davası olarak bilinen ve bugün görülen davanın kararı istinaf edilecektir. Ayrıca tahliye kararına da itiraz edilecektir.“
GAZETECİLER İFADELERİNDE NELER SÖYLEDİLER?
Sanık kürsüsüne ilk olarak gazeteci Seda Selek geldi. Selek, ifadesinde şu açıklamalara yer verdi:
“23 yıllık gazeteciyim. 27 Ocak haber akışında canlı yayındaydık. O gün İmamoğlu’nun açıklaması vardı. Canlı yayında bu toplantıyı verdik. Basın toplantısı bittikten sonra İmamoğlu’nun açıkladığı konuları değerlendirmeye başladık. Program devam ederken rejiden kulağıma Barış Pehlivan’ın haber içeriği söylendi. Bu içerik çok kısaydı. Değerlendirme yapacak bir içerik de yoktu. Bu gazetecilik faaliyetidir. Bilirkişi merak edilen bir kişiydi, soru sorulması doğaldır.”
“GAZETECİLİK REFLEKSİYLE YAPTIK”
“Yüzlerce gazeteci arkadaşımla beraber her zaman heyecanla gazetecilikte daha iyisini yapmak için çalıştım,” diyen Kürşad Oğuz ise savunmasında şu ifadeleri kullandı:
“İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ‘bilirkişi’ toplantısındaydım. Orada İmamoğlu’nun ‘Büyükcanayakın kim’ diye sorulmaya başlandı. Herkesin aklında olan bu kişiye soru sormaktı. Günün en önemli gündemiydi. Daha sonra gazeteci arkadaşım Barış Pehlivan’ın bir telefon konuşması yaptığını gördüm, yanına hittiğimde bilirkişiyle konuştuğunu gördüm ve haberi yazarken bir yanlış yapılmaması için görüşmeyi kayda almaya başladım ve bunu hiçbir çıkarma, ekleme olmadan Suat beye gönderdim. Burada da amacımız hakkında iddialar olan kişiye söz hakkı vermek ve söylediği hiçbir şeyi kırpmadan yer vermekti. Kayıtla suç işlemek gibi bir amacımız yoktu, tamamen gazetecilik refleksiyle yaptık. Mesleğimiz nedeniyle katıldığımız bir çok toplantıda kayıt yaparız, bunu da ileride bir yanlış yapmamaktı. Ben çok fazla söyleşi yaparım ve alışkanlığımdır görüşmelerde ses kaydı alırım. Bunu da ifşa için değil, hafıza için yaparım. Gazeteciliğin yapılabilmesi için gazetecilerin serbest bırakılması gerekiyor.”
“GAZETECİ OLARAK GÖREVİM VAR BENİM”
Barış Pehlivan ise ifadesinde şunları söyledi:
“16 milyon insanın yaşadığı İstanbul’u yöneten bir siyasetçi, milyonların izlediği bir basın toplantısında çok çarpıcı bir iddiada bulunuyor. Bilirkişi Satılmış Büyükcanayakın için şu cümleleri kullanıyor: ‘Olmayan şeyleri yazıyor…’, ‘Adli makamları yanıltıyor…’, ‘Mahkemeyi aldatıyor…’, ‘Hukuksuz rapora imza atıyor…’, ‘Sahte bilirkişi raporu yazmaktan yargılandı…’
Normalde bu binanın, bu binadaki savcı odalarının ve mahkeme salonlarının, bu binada görev yapan yargı mensuplarının görevi nedir? Türkiye Cumhuriyeti’nde hukuku egemen kılmak değil mi? O halde, milyonlarca insanın takip ettiği, oy verip yönetici yaptığı bir siyasetçinin dedikleri ihbar kabul edilmez mi? Yani, İmamoğlu’nun iddialarının asıl olarak araştırılması lazım değil mi? Diyelim ki bu adliyedeki tüm yargı mensupları böyle düşünmüyor. Ben safım. İyi güzel de hafızam var benim. Bırakın yaşadıklarımı, gazeteci olarak görevim var benim.
HALK TV EKİBİ DE ORADAYDI
Öte yandan CHP Milletvekili Mahmut Tanal, beş gazetecinin yargılandığı dava için seçilen Ticaret Mahkemesi salonunun yetersiz olduğunu belirtmişti.
Davanın görüldüğü salonda ve koridorda yaşanan yoğunluk, duruşmaya katılanlar ve izleyiciler için zorluk oluşturdu. Tanal, “Bu davayı açarlarken düşünselerdi, başka bir salon ayarlasınlar!” diyerek mahkeme salonunun seçimine yönelik tepkisini dile getirmişti.
Davayı izlemek için Hasan Cemal, Musa Kart, Yalçın Doğan, Alper Taş, Ruşen Çakır ve CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Mahmut Tanal, Utku Çakırözer ve Gökhan Zeybek Çağlayan Adliyesi’ne gelmişti.



