HaberManşet

İmamoğlu’ndan asgari ücret tepkisi: Belediyeleri silkele diyeceğine, kendilerini bir silkelesinler

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, iktidarın açıkladığı 22 bin 104 liralık yeni asgari ücretle ilgili eleştirilerde bulundu.

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkanı sıfatıyla Maltepe Fındıklı Mahallesi Çocuk Etkinlik Merkezi ve Çınar Mahallesi Sosyal Merkez inşaatlarında incelemeler yapan İmamoğlu, sosyal yardımlara duyulan ihtiyaç ve iktidarın ekonomi politikalarına ilişkin değerlendirmeler yaptı.

“SOSYAL DESTEKLERİN ÖNEMİ GİDEREK ARTIYOR”

Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen’in eşlik ettiği ziyaret sırasında, İmamoğlu, özellikle kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal projelerin artan önemine dikkat çekti. Alzheimer odaklı merkezler ve kreş yatırımlarıyla, toplumsal destek projelerine öncelik verdiklerini belirtti.

İmamoğlu, Fındıklı’da yapımı süren 6 derslikli bir kreşi tamamlamak üzere olduklarını vurgularken, aynı şekilde Çınar Mahallesi’nde de 6 derslikli bir kreşin hizmete hazırlandığını ifade etti. “İki farklı merkezde toplamda 240 çocuğumuza eğitim sağlayacağız. Bu çocukların bir kısmı ücretsiz eğitim alırken, bir kısmı aylık 2 bin 500 lira gibi bir ücretle eğitim görecek. Ancak asgari ücretin bu koşullarda bir ailenin temel ihtiyaçlarını karşılaması neredeyse imkânsız,” dedi.

“ASGARİ ÜCRET GERÇEKLERLE BAĞDAŞMIYOR”

Yeni asgari ücretle ilgili yaptığı açıklamada, İmamoğlu, “Halktan kopmuş bir anlayışla belirlenen bu rakam, İstanbul gibi büyük bir şehirde yaşayan bir aile için kesinlikle yeterli değil. Belediyeleri ‘silkeleyin’ demek yerine, kendinizi sorgulayıp bu gerçekleri görmeniz gerekiyor,” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, sosyal destek projelerine duyulan ihtiyacın, mevcut ekonomik politikaların bir sonucu olduğunun altını çizerek, bu tür projelerin artarak devam edeceğini belirtti.

İmamoğlu’nun açıklamalarının devamı şöyle:

“İNSANLARI ALDATIP, CEBİNDEKİ PARAYI PUL EDEN BİR SÜRECİ BİZE YAŞATTILAR”

Biz neyle mücadele ediyoruz? Bugünün vahşi ekonomik koşullarıyla mücadele ediyoruz. Aslında bizim üzerimize vazife olmayan birçok alanda, milyarlarca, hatta on milyarlarca liralık bir katkı bütçesi oluşturarak, vatandaşımızın zor zamanda yanında olma gayreti içerisinde oluyoruz. Çünkü böylesi zor anlarda, herkesin omuz vermesiyle ayağa kalkılır ve düzeltilir. Ama tabii temel mesele, temel sorun, ekonominin iyileşmesi, ekonominin çözüme kavuşması. Ama öyle büyük bir tahribatla karşı karşıya ki ülke ekonomisi. Ve ne yazık ki ülke ekonomisi, tam 8 yıldır, 9 yıldır -özellikle son dönemini ifade ediyorum- akıl dışı, bilim dışı, hiçbir ekonomik kurala uymayan metotlarla, uydurma akıllarla, akşamdan sabaha birtakım söylemleri insanları kandırarak, popülist bir tarifle, ‘faiz sebep, enflasyon, sonuç’ vesaire diyerek, insanları aldatıp, cebindeki parayı pul eden bir süreci bize yaşattılar. Ve bugün geldiğimiz noktada, 22 bin lira seviyesinde bir asgari ücret açıklandı. 22 bin 104 lira.

”GEÇEN SENE 17 BİN 2 LİRA DİYE AÇIKLANAN ASGARİ ÜCRET, ASLINDA ŞU AN MİLLETİN CEBİNDE 9 BİN LİRA”

Bu ne demek biliyor musunuz? Bakın; geçen sene 17 bin 2 lira, Ocak’ın 1’inde asgari ücret açıklandı ve bu sene, TÜİK verileriyle, yüzde 47 enflasyonla karşı karşıyayız. Aslında meselenin özü şu: Geçen sene 17 bin 2 lira diye açıklanan asgari ücret, aslında şu an milletin cebinde 9 bin lira. Geçen sene açıklandığı gün ile bugünkü arasındaki fark, bu kadar net. 9 bin lira alıyor vatandaşımız. Çünkü, 1 Ocak’taki asgari ücretle bugünkü arasındaki fark bu. Yani aslında 9 bin liraya yüzde 30 zam yapan bir pozisyonda ve 22 bin lira… Meseleye bütüncül baktığınızda, şimdi düşünüyorum, 16 milyonun üzerinde emeklisi var bu ülkenin. 9 milyon civarında asgari ücretlisi var. Yine TÜİK verilerine göre, 3 milyon 200 bin civarında işsiz var. Bakın, bunlar devletin verileri. Yani ben başka sayılar ilave ederim, ama etmiyorum. Bu ne demek oluyor? Üst üste koyduğunuzda, sadece burada 27-28 milyon insan.

”BU BİR EKONOMİK ÇÖKÜNTÜ”

Herkese 2 de değil, ikiden bile az insan sorumluluğu yüklesek, yani bir emekli amcamıza ya da bir emekli ablamıza, bir de eşine bakıyorsa ya da bir torununa bakıyorsa gibi baktığınızda, en az 50-55 beş milyon, aslında bu ülkede çok büyük sıkıntı içerisinde bir durumdayız. 50-55 milyon! Bu bir ekonomik çöküntü. Bu aynı zamanında bir toplumsal çöküntü yaratır. Şimdi ben ne düşünüyorum dünden beri? Şunu düşünüyorum: İBB olarak, daha fazla sosyal projelere nasıl ağırlık veririz? Yani göz koydukları kreşlerimizde, daha fazla insanımızın evladını nasıl geleceğe daha hızlı hazırlayabiliriz, en minimum ücretle? Bakın, bunların hepsi sosyal destek. Bunlar yoktu. Biz yapıyoruz. Niye yapıyoruz? İhtiyaç var. Zorunlu yapıyoruz. Çıkıyorum, vatandaşa, ‘Merhaba’ diyorum, ekonomik sıkıntısından bahsediyor. ‘Merhaba’ diyorum, kulağıma eğilip, ‘Evimde ekmeğim yok’ diyor. Pazara gidiyorum, kulağıma eğilip, ‘Evime götürecek hiçbir şeyim yok’ diyor.

”KİMSE KENDİSİNİ GÜLLER BAHÇESİNDEYMİŞ GİBİ ANLATMASIN”

Şimdi bu, doğal bir durum değil yani. Çok zor bir durum. Kimse kendisini güller bahçesindeymiş gibi anlatmasın. Kimse milletimizi aldatmasın. Yani, ‘Kirayı kim ödeyecek? Kirayı bu vatandaş nasıl ödeyecek? Elektrik parasını nasıl ödeyecek? Efendime söyleyeyim su faturasını nasıl ödeyecek? Okul masraflarını kim karşılayacak?’ Ben, onun tonunda söylemedim bunları. Bunlar, iktidar olmadan önce, Cumhurbaşkanının sözleri. Şimdi, o günü aratır seviyede bir süreçle karşı karşıyayız. Enflasyonla milletimiz çok büyük bir sıkıntıyla ezilmiştir ne yazık ki. Hikaye anlatmasınlar. Süreci kötü yönetiyorlar. Çok kötü yönetiyorlar. Ben, hep bu tür ortamlarda şu mesuliyetle konuşmaya gayret ediyorum. Diyorum ki; ‘Ben, İstanbul Belediye Başkanıyım, ben ne yapabilirim?’ Onu yapıyoruz aslında. Şu anda bu yapıların yapılması, daha önce olmayan şeylerdi.

”BUGÜNKÜ İKTİDAR, ÜLKEYİ YÖNETMİYOR, SADECE MAKAMINI KORUMA GAYRETİNDE”

Bakın, bunların her birisi bir maliyet. Sonra bunların işletilmesi bir maliyet. Bunları yapmasa belediye, başka konularda, daha farklı hizmetler yapardı, ekonomik sıkıntılar olmasaydı. Ama var, var. Yapmaya devam ediyoruz. Niye biz annelerin cebine kart koyma mecburiyetinde kalıyoruz? Niye kreşleri arttırmak zorunda kalıyoruz? Niye çok uygun koşullarda binlerce evladımızı yurtlarda misafir etmek zorunda kalıyoruz? Çünkü, ihtiyaç var. Çünkü bugünkü iktidar, ülkeyi yönetmiyor. Sadece makamını koruma gayretinde. Ama bu millet, kendine ait olan o makamı çeker, o koltuğu altından alır, bir başkasına verir. Bu kadar net. Allah milletimizin yardımcısı olsun. Biz milletimizin yanındayız. Sayın Cumhurbaşkanı, bolca kullandığı ‘kararnameyi’ bu konuda kullanabilir. ‘Belediyeleri silkele’ diyeceğine, bir kendilerini bir silkelesinler. Vatandaşın asgari ücretini düzenlesin o bolca kullandığı kararnameyle. Hem de desin ki, ‘6 aylığına düzenledim. 6 ay sonra bir daha düzenleyeceğim’ desin. Bu da tavsiye.

Diğer Haberler

Başa dön tuşu
Search