
İran’ın tarih boyunca çeşitli saldırılara maruz kaldığını hatırlatan Pezeşkiyan, buna rağmen halklarla devlet politikalarını birbirinden ayırdıklarını ifade etti. İran’ın tehdit olarak gösterilmesini “algı oluşturma çabası” olarak nitelendiren Pezeşkiyan, bunun hem saldırıları meşrulaştırmak hem de silah sanayisini desteklemek amacıyla yapıldığını savundu.
“GÜVENSİZLİĞİN KÖKLERİ GEÇMİŞTE”
Pezeşkiyan, ABD’nin İran çevresinde askeri varlığını artırdığını ve ülkesine yönelik saldırılarda bulunduğunu belirterek, bu koşullar altında savunma kapasitesini geliştirmeye devam edeceklerini dile getirdi.
İran ile ABD halkları arasındaki ilişkilerin tarihsel olarak gerilimden uzak olduğunu ifade eden Pezeşkiyan, bu sürecin 1953 İran darbesi ile kesintiye uğradığını hatırlattı. Söz konusu süreçte Başbakan Muhammed Musaddık’ın devrilmesinin İran toplumunda derin bir güvensizlik yarattığını ve bu durumun zamanla daha da pekiştiğini söyledi.
‘SALDIRILAR ABD’NİN ÇIKARINA DEĞİL’
İran’ın dış baskılara rağmen gelişimini sürdürdüğünü belirten Pezeşkiyan, bu ilerlemenin dışarıdan oluşturulan algılar yerine sahada gözlemlenebileceğini ifade etti. İran’a yönelik saldırıların ABD halkının çıkarlarına hizmet etmediğini savunan Pezeşkiyan, sivillerin zarar görmesinin ve sağlık altyapısının hedef alınmasının ABD’nin küresel imajını olumsuz etkilediğini dile getirdi.
ABD’nin, Israel adına hareket ederek İran’a yönelik saldırılara katıldığını öne süren Pezeşkiyan, Amerikan halkına “Gerçekten ‘önce Amerika’ mı öncelik?” sorusunu yöneltti.
Mektubunun sonunda ise Pezeşkiyan, çatışma ile iş birliği arasında yapılacak tercihin gelecek nesillerin kaderini belirleyeceğini ifade ederek, İran’ın tarih boyunca pek çok saldırıya rağmen ayakta kalmayı başardığını hatırlattı.



