Kremlin’den yapılan açıklamaya göre Putin, Çin halk takviminde baharın başlangıcını simgeleyen güne dikkat çekerek, Rusya-Çin ilişkilerinin de “her mevsim bahar” niteliği taşıdığını söyledi. 2026’nın Çin takvimine göre “Kızıl Ateş Atı Yılı” olduğunu hatırlatan Putin, bunun güç, enerji ve dinamizmi simgelediğini belirterek, bu özelliklerin iki ülke ilişkilerine de yansıdığını ifade etti.
STRATEJİK ORTAKLIK VE 25 YILLIK ANLAŞMA VURGUSU
Putin, iki ülke arasındaki kapsamlı ortaklık ve stratejik iş birliğinin uluslararası düzeyde örnek teşkil ettiğini dile getirerek, Rusya ile Çin arasında imzalanan İyi Komşuluk, Dostluk ve İşbirliği Anlaşması’nın 25. yılının kutlandığını anımsattı. Bu anlaşmanın iki ülkenin temel çıkarlarına hizmet ettiğini ve refahı artırdığını kaydetti.
Egemenlik, güvenlik ve kalkınma yolunu seçme hakkı konularında karşılıklı desteğin süreceğini vurgulayan Putin, İkinci Dünya Savaşı’nda zaferin 80. yıl dönümü kapsamında Moskova ve Pekin’de yapılan törenlerin iki ülkenin dayanışmasını dünyaya gösterdiğini söyledi.
“RUSYA, ÇİN’E ENERJİ TEDARİKİNDE LİDER”
Ekonomik ilişkilerin istikrarlı şekilde sürdüğünü belirten Putin, bazı göstergelerde düşüş yaşansa da ticaret hacminin üst üste üçüncü yıl 200 milyar dolar eşiğini aştığını ifade etti. Rusya’nın Çin’e enerji tedarikinde başat konumda olduğunu belirten Putin, nükleer enerji, uzay araştırmaları ve yüksek teknoloji alanlarında da iş birliğinin sürdüğünü kaydetti. Tarım ürünleri ticaretinde ise yüzde 20’nin üzerinde artış yaşandığını söyledi.
BEŞERİ TEMASLAR VE EĞİTİM İŞ BİRLİĞİ
Putin, Rusya’da Çin yeni yılının kutlanmasının artık bir gelenek haline geldiğini belirterek, iki ülke arasındaki beşeri ilişkilerin güçlendiğini dile getirdi. Rusya’da 56 binden fazla Çinli, Çin’de ise 21 binden fazla Rus öğrencinin eğitim gördüğünü paylaşan Putin, inovasyon ve dijitalleşme çağında bu alandaki iş birliğinin önemine işaret etti. Vizelerin kaldırılmasının da ticaret ve insan hareketliliğini artırdığını söyledi.
Dış politika koordinasyonunun, küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde önemli bir istikrar unsuru olduğunu vurgulayan Putin, çok taraflı platformlarda yakın iş birliğini sürdürmeye hazır olduklarını ifade etti.
Şİ’DEN “SORUMLU BÜYÜK ÜLKELER” VURGUSU
Çin Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre Şi Cinping, uluslararası ortamın giderek daha çalkantılı hale geldiğini belirterek, Çin ve Rusya’nın BM Güvenlik Konseyi daimi üyeleri ve sorumlu büyük ülkeler olarak uluslararası hukukun temel ilkelerini savunma sorumluluğu bulunduğunu söyledi.
Şi, Çin-Rusya ilişkilerinin geleceğine dair yeni bir yol haritası çizmek istediklerini belirterek, daha derin stratejik koordinasyon çağrısında bulundu.
Putin de, karmaşıklaşan uluslararası ortamda BM, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ve BRICS gibi platformlarda Çin ile iş birliğini artırmaya hazır olduklarını dile getirdi.
WASHİNGTON-MOSKOVA-PEKİN HATTINDA DEĞİŞEN DENGELER
Ukrayna Savaşı sonrası Batı ile gerilim yaşayan Rusya ile ABD ile artan rekabet içindeki Çin’in stratejik yakınlaşması dikkat çekiyor. 2025 yılında karşılıklı ziyaretler gerçekleştiren iki lider, İkinci Dünya Savaşı’nın 80. yılı kapsamında Moskova ve Pekin’de düzenlenen törenlere katılmıştı.
Bu temaslar, küresel ticaret gerilimlerinin arttığı, transatlantik ittifakta zayıflama işaretlerinin görüldüğü ve ABD’nin yeni dönemde Rusya’ya yaklaşımında değişim sinyalleri verdiği bir süreçte gerçekleşti.
ABD Başkanı Donald Trump’ın, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sonlandırılmasına yönelik Avrupa’yı dışlayan planları ve Çin-Rusya yakınlaşmasına ilişkin açıklamaları da uluslararası dengelerde yeni bir döneme işaret ediyor. Çin ve Rusya uzun süredir Batı tarafından “revizyonist güçler” olarak nitelendirilirken, küresel siyasette aktörlerin konumları ve söylemleri yeniden şekilleniyor.



